top of page

İş Yerinde Refah: Görmezden Gelinen Güvenlik Riski

  • Yazarın fotoğrafı: Işık Ateş Kıral
    Işık Ateş Kıral
  • 20 May
  • 2 dakikada okunur

Bence çalışanlarının günlük yaşamlarındaki refahına gerçekten önem veren kuruluşlar, aynı zamanda daha güvenli, sağlıklı ve yüksek performanslı iş yerleri oluşturabiliyor.


Bugün birçok şirket sağlık ve güvenlik kurallarına, prosedürlerine ve yasal uyuma büyük önem veriyor. Ancak görüyorum ki çoğu zaman şirketler çok önemli bir noktayı gözden kaçırabiliyor: Modern çalışma koşulları insanların zihinsel ve psikolojik durumunu nasıl etkiliyor?


İnsan kaynağı şirketler açısından çoğu zaman bir sarf malzemesi olarak değerlendiriliyor. Uzun çalışma saatleri, yorucu ulaşım süreçleri, yoğun stres, toksik davranışlar, kötü iletişim ve proje yetiştirilme telaşı ile yapılan sürekli baskı çalışanların refahını zamanla olumsuz etkiliyor. Zihinsel olarak yorgun ve tükenmiş çalışanlar ise çok daha kolay hata yapabiliyor, dikkat kaybı yaşayabiliyor, iletişimden kaçınabiliyor ve tükenmişlik hissedebiliyor. Bu da aslında düşük proje performansı döngüsünü sürekli hale getiriyor.


Refah, aslen performansı düşüren bir kavram değildir. Tam tersine, çalışanlar kendilerini değerli, güvende ve dinlenmiş hissettiklerinde genellikle daha iyi performans gösterirler, daha açık iletişim kurarlar, daha sağlıklı kararlar alırlar, yeni fikirler üretirler ve iş güvenliği kurallarına daha fazla dikkat ederler.


Araştırmalar da bunu destekliyor. İş Talepleri–Kaynaklar (JD-R) modeli, iş yükü arttığında ancak çalışanların bunu karşılayacak yeterli destek, enerji veya kaynağa sahip olmadığında sorunların ortaya çıktığını göstermektedir. Bu durum iş kazalarını, devamsızlığı, stresi ve güvensiz davranışları artırabilmektedir.


Büyük felaketler de iş yeri kültürünün önemini göstermektedir. Türkiye’de inşaat şirketlerinde yaşanan birçok ölümlü kazalar; kötü iletişim, yoğun baskı ve zayıf organizasyon kültürünün nasıl büyük hatalara ve ciddi kazalara yol açabileceğini açıkça göstermiştir.


Bugün birçok kuruluş sağlık, güvenlik ve refah konularını birbirinden ayrı ele alıyor. Oysa belki de bunların aynı sistemin parçaları olarak değerlendirilmesi gerekiyor.


Bir havaalanı yönetiminde çalışan bir yetkili bana, kayma ve düşme kaynaklı tazminat taleplerini birkaç yıl içinde çok ciddi şekilde azalttıklarını anlatmıştı. İlginç olan nokta ise bunun yalnızca yeni prosedürler veya teknolojiler sayesinde değil; daha saygılı, iş birliğine açık ve destekleyici bir iş yeri kültürü sayesinde gerçekleşmiş olmasıydı.


Sonuç olarak kuruluşlar yalnızca zararları azaltmaya odaklanmamalıdır. Aynı zamanda insanların sağlıklı, motive ve verimli şekilde çalışabileceği ortamlar oluşturmayı da hedeflemelidir.


Sizce psikolojik güvenlik ve çalışan refahı, iş sağlığı ve güvenliği stratejilerinin merkezinde yer almalı mı?

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Telif Hakkı © 2024 Işık Ateş Kıral. Tüm hakları saklıdır.
bottom of page